Sanayi / Endüstri 4.0 İle İlgili Kavramlar ve Açıklamaları

Sanayi 4.0, Almanya’da ortaya çıkmış olması itibariyle, Avrupa’da yaygın biçimde bilinmekte ve küresel ölçekte de giderek daha çok tanınmaktadır.

İçinde bulunduğumuz süreçte, hızla yaygınlık kazanan 4. Sanayi Devrimindeki temel amaç, kendini yönetebilen üretim süreçlerinin olduğu akıllı fabrikaların hayata geçirilmesidir. Akıllı fabrika oluşturmak ise ancak “Siber-Fiziksel Sistem” ve “Nesnelerin İnterneti” ile mümkün olabilmektedir.
O nedenle Sanayi 4.0’ı anlayabilmek için terminolojisi içerisinde sıklıkla kullanılan bu gibi kavramları öncelikle bilmekte fayda vardır. Bu kavramlardan birçoğunun bugün hayata geçirilmiş olması her birini Sanayi 4.0’ın ilk işaretleri olarak göstermekle birlikte, gelecekte neler olabileceğine dair de önemli ipuçları vermektedir.
Özellikle de bugünden hayatımıza giren ve birçok alanda etkilerini görebildiğimiz 3 Boyutlu Yazıcılar ve Nesnelerin İnterneti bireye dokunan en önemli ipuçlarına örnektir.

1.   ÜÇ BOYUTLU (3D) YAZICILAR

3 Boyutlu veya 3D yazıcı; digital 3 boyutlu bilgisayar verisini (üç boyutlu CAD çizim), elle tutulabilecek gerçek nesnelere dönüştüren bir makinedir. Elektronik parçalar ve motorlar dışında neredeyse bütün mekanik parçalar 3D yazıcı tarafından basılabilmektedir. Değişik türlerde ve tekniklerde baskı yapabilen 3D yazıcılar vardır. En yaygın kullanıma sahip olan üç boyutlu yazıcıların çalışma prensibi bilgisayar ortamında hazırlanmış herhangi bir 3D nesnenin sanal olarak katmanlara bölünmesine ve her bir katmanının eritilen hammadde dökülerek üst üste gelecek şekilde basılmasına dayanmaktadır. Dünya genelinde her sene yüzde 25-30 oranında büyüyen 3D yazıcı sektörü halihazırda 4 milyar dolarlık bir market hacmine sahiptir.
3D yazıcı teknolojisi aslında yeni bir teknoloji olmayıp, ilk uygulaması 1984 yılına dayanmaktadır. Ancak geçtiğimiz 20 yılda bu yöntem hızlı prototipleme alanının dışında çok fazla ilgi görmemiştir. 2006’da başlayan Reprap projesi ile çok daha geniş kitlelere ulaşmıştır. Birçok gelecek bilimciye göre 3D baskı ile insanoğlu, “yenilikçilik” konusunda bir çağ atlamış durumdadır. 3D yazıcılar ile birlikte hiçbir şey eskisi gibi olmayacaktır. Buna küçük bir örnek ise 3D yazıcılarla birlikte stok yapmanın da ortadan kalkacağıdır. Çünkü; tüm üretim bilgileri bilgisayar ortamına yükleneceği için istendiği zaman istendiği kadar ürün üretilmesi daha kısa sürede sağlanabilecektir. Kullanılmadan stoklanan yedek parçalarla, stoklama bedelleri sorun olmaktan çıkarken, verimlilik artacak ve israf da önlenmiş olacaktır.
3D Yazıcılar Nasıl Çalışır?
Modelleme: Üretilecek ürünün 3 boyutlu tasarım programları (CAD) ya da 3 boyutlu tarama sistemleri ile bilgisayar verisi oluşturulmaktadır. Oluşturulan model genellikle STL dosya formatına çevrilerek 3D baskı sürecine geçirilmektedir.
3D Baskı: 3D baskı işleminde obje, katmanlar halinde üst üste serilerek oluşturulmaktadır. Günümüz teknolojisinde bu katmanlar plastik ergitme, lazer sinterleme, sterolitografi gibi farklı yöntemler ile gerçekleştirilebilmededir. Makinenin bu katmanlar sırasındaki takım yolunu takip etmesi için STL dosyası, hazırlanmış model dilimleme yazılımı ile katmanlara ayrılmaktadır.
Yüzey İyileştirme: 3D yazıcı ile gerçekleştirilen objeler geleneksel teknolojiler ile karşılaştırıldığında boyutsal açıdan daha hatalı olabilmektedir. Bu nedenle kritik objelerde son bir yüzey temizleme, iyileştirme ve son ölçüye getirme işlemi uygulanabilmektedir.
3D Yazıcıların Teknolojileri
3D yazıcılar birçok farklı teknolojileri kullanarak üretim yapabilmektedir. Günümüzde en popüler yöntem FDM (Fused Deposition Modelling) yani birleştirmeli yığma teknolojisidir. Bu yöntemde ısı ile şekillendirilebilen termoplastik polimer malzemeler (PLA, ABS) kullanılmaktadır. Plastik malzemeler grubunda en yüksek malzeme mukavemetine bu teknoloji ile ulaşılmaktadır.
3D yazıcı teknolojilerinin tamamı katmanları üst üste yığma prensibi ile çalışmaktadır. Ancak      katmanları         nasıl                                           oluşturdukları   oldukça
farklılaşabilmektedir. Katman yığma teknikleri günümüzde geçerli olan birçok farklı teknolojiden faydalanabilmektedir. Örneğin lazerler, elektron ışın kaynakları, UV kürleme vb... FDM’den sonra en sık kullanılan ikinci yöntem SLS-selective laser sintering- yani seçici lazer sinterlemedir. Sinterleme, genellikle toz metalurjisinde kullanılan ve toz metallerin ısı ve basınç altında katı cisimlere dönüştürülmesi ile ilgili bir teknolojidir. Lazer ışını, lazer tarayıcı denen bir parça vasıtası ile insan gözünün algılamakta güçlük çekebileceği hızlarda, katmanlar oluşturabilmektedir. Bu teknolojide kullanılan lazer gücüne bağlı olarak metal, plastik ve seramik olmak üzere neredeyse birçok farklı malzeme ve malzeme kombinasyonu kullanılabilmektedir.

3D Yazıcılar ile Neler Yapılabilir?

3D yazıcı teknolojiler ile birçok farklı malzeme ve yöntem kombinasyonları kullanılarak oldukça geniş bir alana hitap edilebilir. Genetikten bilişim teknolojilerine, tıptan sanayiye, şehir planlamadan gıdaya ve           kuyumculuğa    kadar tüm
hayatımızı değiştirmeye aday 3D yazıcılarda modellemeye bağlı olarak baskı süresi de  uzayıpkısalabilmektedir. 3D yazıcılardan;
Biyo-organik maddeler ile yapay damardan, böbreğe kadar gerekli insan dokuları ve canlı hücrelere sahip insan kulağından oyuncağa, müzik aletlerinden, İngiliz anahtarına kadar neredeyse her şey üretilebilmektedir. Geliştirilecek dev yazıcılar ile çok katlı binaların yapılması dahi olasılıklar dahilindedir.
Üretim maliyetlerini büyük oranda düşüren bu cihazlar, gelişmekte olan ülkeler için de üretim ve inovasyon konusunda çığır açacaktır. Üretim teknolojisinde devrim yaratacak nitelikte  değişiklikler ve yenilikler
getiren " 3D yazıcılar" ile yaratıcı fikirler ve tasarımlar gerçek modellere, son ürünlere, parçalara ve prototiplere hızlı bir şekilde dönüşebilecektir.
Tasarımın sanal ortamda oluşturulması çeşitli CAD (Computer aided design- Bilgisayar destekli tasarım) programları vasıtasıyla sağlanabilirken, 3D tarayıcılar ile mevcut bir objenin dizaynı sanal ortama taranarak aktarabilmektedir. Günümüzde 3D yazıcılarla hareket edebilen, sınırsız renk seçenekleriyle birlikte işler haldeki prototipler de üretilmektedir.
Business News Daily’nin haberine göre, 3D yazıcı endüstrisi 2012 ve 2017 yılları arasındaki ortalama yüzde 14 büyüme projeksiyonuyla 2020 yılına kadar 5,2 milyar dolara ulaşacaktır.

Dört Boyutlu (4D) Yazıcılar


Bilim dünyasında durmaksızın sürdürülen çalışmaların, yakın bir gelecekte üretimde 4d yazıcıların kullanılmalarını sağlayacağı öngörülmektedir. 4D yazıcıdan çıkan ürünlerin farkı, üç boyutlu olmalarıyla birlikte içinde bulundukları çevre şartlarına göre kendiliğinden şekil değiştirebilme özellikleri olacaktır.

2.   NESNELERİN İNTERNETİ

Nesnelerin interneti, insanların gündelik hayatına nerdeyse tamamen hakim olduğundan, geniş ve kapsayıcı bir kavram haline gelmiştir. Ancak, gündelik hayatta kullanılan internet ile iş dünyasında kullanılan internet, farklı yönler taşımaktadır.
Bu farklılığa dikkat çeken önemli isimlerden biri olan Moor Insights&Strategy firması başkam ve analisti Patrik Moorhead tarafından,
“Endüstriyel Nesnelerin İnterneti” ve “İnsansal Nesnelerin İnterneti” biçiminde iki farklı tanımlama yapılmıştır.
Nesnelerin interneti; dijital ağa ve internete sahip olan nesnelerin, sanal bir kimlik kazanması yoluyla, çevreleriyle fiziksel ve sosyal bağlamda iletişim halinde olmalarıdır. Bir diğer tanım ise, nesnelerin, interneti aracı olarak kullanmaları vasıtasıyla birbirleriyle iletişim içerisinde olmaları ve işleri
kendileri yönetmeleri şeklindedir.
Nesnelerin internetinin aktif ve detaylı biçimde kullanıldığı bir fabrikada, şu avantajların yer alması beklenmektedir:
a. Üretim ve üretim süreci yönetimi pratikleşecektir:
Fabrikadaki farklı birim yöneticileri, hangi konumda olurlarsa olsunlar, akıllı telefonları ve tabletleri aracılığıyla üretim sürecini anlık olarak tamamen yönetebileceklerdir. Üretim sürecinde istenmeyen herhangi bir gelişme yaşandığı anda, üst yönetici tarafından, yine telefon veya tablet aracılığıyla üretim hemen durdurulabilecektir.
Daha gelişmiş bir nesnelerin interneti sisteminin kullanıldığı bir fabrikada ise, üretim süreci makine ve robotlar tarafından yönetilecek, bir terslik söz konusu olduğunda süreç makineler veya robotlar tarafından otomatik olarak durdurulacaktır.
b. Tedarik zinciri daha akıllı hale gelecektir:
Nesnelerin internetinin ürünlere sağlayacağı kolaylıklar kapsamında, tedarik zinciri de daha akıllı hale dönüşecektir. Üzerlerine yerleştirilecek sensörler ve akıllı etiketler, tedarik zinciri boyunca ürünlerin kendini yönetmesini sağlayacaktır. Bu aynı zamanda, ürünlerin ne kadarının tüketicilere ulaştığı konusunda da, fabrika yönetimine anlık bilgi verilmesini sağlayacak; satış ve stok yönetiminin pratikleşmesi anlamında çeşitli avantajlar sunacaktır.
c. Enerji ve altyapı maliyetleri azalacaktır:

Enerji maliyetleri, bir fabrikadaki giderlerin başını çekmektedir. Zira, fabrikalarda başarılı bir üretim süreci yönetimi, yüksek enerji giderlerine katlanmayı da zorunlu kılmaktadır.
Nesnelerin interneti, makineler ve robotlar aracılığıyla enerjinin tüketimini daha az gerekli kılacağından, enerji maliyetlerinde de verimlilik sağlanacaktır. Makinelerin üzerinde yer alacak olan akıllı ölçüm cihazları ve sensörler, nerede ne kadar enerji kullanılması gerektiğini ölçerek, optimum enerji düzeyini belirleyecek ve gereksiz enerji kullanımını da engelleyecektir.
 
d.Daha az insan kaynağına ihtiyaç duyulacaktır:
Makinelerin ve robotların üretim sürecini yönettiği bir fabrikada, insan kaynağına duyulan gereksinim de azalacaktır. Bu bağlamda, kas ve beden gücüne dayalı insan kaynağı yerine akıl ve bilgi gücünü kullanabilen insan kaynağı istihdam edilecektir.
e.   Gelir ve kar düzeyinde artış sağlanacaktır:
 

3. AKILLI FABRİKALAR

1950’li yıllarda başlayan ve sadece 50 yılda yüzyıllardır kaydedilmemiş ölçüde ilerleme kaydeden dijitalleşme, insanlığı akıllı yaşam kavramıyla tanıştırmıştır. Zira,
geçmişte tamamen beden gücüyle yürütülen gündelik yaşamın işlerinin tamamı, günümüzde artık makineler ve internet ağları ile gerçekleştirilebilmededir.
Konu, sanayi bağlamında ele alındığında, gündelik hayata benzer doğrultuda, makinelerin, robotların ve internet ağlarının üretim süreçlerine nerdeyse tamamen hakim olduğu gözlenmektedir. Bu da iş dünyasını, akıllı üretim süreçlerinin kullanıldığı akıllı fabrikalarla ve bu fabrikalardan çıkan akıllı ürünlerle tanıştırmıştır.
Akıllı üretim, gelişmiş yazılım ve bilgisayar programlarının, makinelere entegre edilmesi sonucu ortaya çıkmıştır.
Sanayi 4.0’ın birincil gereği ve en somut göstergesi olan akıllı fabrikaların özellikleri şu şekildedir:
-     Akıllı fabrikalar, karmaşık üretim süreçlerini hızlı ve sorunsuz bir şekilde yönetmek konusunda oldukça başarılıdırlar.
-     Akıllı fabrikalardan çıkan ürünler daha sorunsuz ve daha uzun ömürlü olmaktadırlar.
-    Akıllı bir fabrikada insanlar, makineler ve üretim kaynakları birbirleriyle derin bir etkileşim içindedirler.


BUGÜNÜN FABRİKALARI
GELECEĞİN AKILLI FABRİKALARI
1. Makinelerin önceden yapılandırılmaya ihtiyacı vardır ve her kullanım ve değişiklikte ayarlanması ve değiştirilmesi gerekmektedir. Bunlar birbirinden bağımsız olarak çalışmaktadırlar.
1. Makineler diğer makinelerle iletişim kurarak ayarların yanı sıra güvenlik mekanizmaları etrafında akıllıca çalışmaktadır.
2. Süreç izleme oldukça zordur. Her bir kişi, ancak kendi verimlilikleri oranında ve tek bir problem odaklı çalışmaktadır.
2. Süreç izleme neden sonuç ilişkisi içinde kapsamlı olarak gerçekleştirmektedir. Böylece makineler üretimi durdurma yeteneğine sahip olarak sorunları düzeltmek için sinyal vermektedir.
3. Ürün özelleştirme çalışmaları; zaman, maliyet ve kaynak gibi faktörler bağlamında oldukça zahmetlidir. Sıradan ürünlerin üretimi kolay yapılırken, özel ürünlerin üretiminde gecikmeler olmaktadır.
3. Ürün özelleştirme çalışmaları; lojistik, güvenlik, güvenilirlik, zaman maliyetleri ve sürdürülebilirlik faktörleri yoluyla en ideal sistem ve akıllı derleme yoluyla elde edilmektedir.
4. Envanter, süreçteki değişimi dikkate almak amacıyla stoklanmaktadır.
4. Makineler kendi üretim kaynaklarını planlayabilmektedirler. Böylece yalın bir üretim şekli ve tam zamanında üretim gerçekleştirmesi mümkün olmaktadır.
5. Makineler, insanın fiziksel yapısı ve işgücü temelinde sınırlıdır.
5. Makineler çevresindeki insanlara duyarlıdır ve çevresindeki insanlara uyum sağlayacak biçimde çalışmaktadırlar.

 

4.   SİBER-FİZİKSEL SİSTEMLER

1950’li yıllarda ilk örnekleri ortaya çıkmaya başlayan bilgisayarlar, günümüzde ceplerimize sığabilecek kadar pratikleşmiştir. Her geçen gün daha da akıllı hale gelmeye devam eden bilgisayarların, saniye başına hesaplama hızları ve güçleri de aynı doğrultuda yükselmektedir.
Bilgisayarların bu hızlı ilerleyişi, üretim süreçleri ve ürünlerle olan etkileşimlerini de artırmıştır. Sadece 20 yıl önce gerçekleştirilmesi imkansız olarak değerlendirilen işler, bugün makinelere bilgisayarların entegre edilmesi sonucu mümkün kılınmıştır.
Ulusal Bilim Kurumu (The National Science Foundation), siber-fiziksel sistemleri şu şekilde tanımlamaktadır:
Siber-fiziksel sistemler; gözlemleme, koordinasyon ve kontrol gibi üretim süreçlerindeki temel prensiplerin, hesaplama ve iletişim bileşkesinden oluşan karma teknoloji tarafından yönetildiği sistemlerdir. Söz konusu karma teknoloji daha açık bir ifadeyle, fiziksel makineleri siber teknoloji ile bütünleştirme yoluyla çok daha akıllı hale getirmektedir. Bu bağlamda, süreç bir bütün halinde siber-fiziksel sistemler olarak anılmaktadır.
Günümüzde, siber dünya ile makineler arasındaki bu bütünleşme bizi aynı zamanda nano-teknoloji ile de tanıştırmıştır.

 

5.   BÜYÜK VERİ

Teknolojinin çığır açıcı düzeyde ilerlemesi ile birlikte internetin ve sosyal medya araçlarının gündelik hayata hakim olması sayesinde, bilgiye erişim büyük ölçüde kolaylaşmıştır.
Bilgiye erişimin ve bilgi paylaşımının bu ölçüde yaygınlaşması, yararsız ve yanlış bilgi sorununu da aynı ölçüde artırmıştır. Bu yüzden tüm bu bilgi yığını, bilgi çöplüğü olarak nitelendirilmeye başlanmıştır. Zira bu verinin saklanması ve raporlama sistemlerinde yararlı yönde kullanılması imkansız olarak değerlendirilmiştir. Ancak, gelişen bilim teknolojisi bilgi çöplüğü olarak nitelendirilen bu engin alandan, yararlı bilgilerin de ayıklanabilmesine olanak tanımıştır. Daha açık bir ifadeyle, çok fazla bilginin bulunduğu bu ortamdan gerçek ve güvenilir olanların ayıklanıp, saklanması mümkün olmuştur ki; bu da bizi, “Büyük Veri” kavramına götürmektedir.
Bu bağlamda büyük veri; “toplumsal medya paylaşımları, ağ günlükleri, blog, fotoğraf, video, log dosyaları vb. gibi değişik kaynaklardan toparlanan tüm verinin, anlamlı ve işlenebilir biçime dönüştürülmüş biçimi” olarak tanımlanmaktadır. Büyük veri; web sunucularının logları, internet istatistikleri, sosyal medya yayınları, bloglar, mikrobloglar, iklim algılayıcıları ve benzer sensörlerden gelen bilgiler, GSM operatörlerinden elde edilen arama kayıtları gibi büyük sayıda bilgiden oluşmaktadır.
Büyük veri; doğru analiz metotları ile yorumlandığında şirketlerin stratejik kararlarını doğru bir biçimde almalarına, risklerini daha iyi yönetmelerine ve inovasyon yapmalarına imkan sağladığından firmalar için büyük önem taşımaktadır. Doğru stratejilerin ancak doğru bilgilerden yola çıkarak üretilebildiği dikkate alındığında, Büyük Veri’nin Sanayi 4.0 için önemi de kavranmaktadır. Özellikle Sanayi 4.0’ın yüksek rekabet ortamında, firmaların bir adım öne geçebilmek için fark yaratmak zorunda olmaları, en ufak bir bilginin bile büyük önem taşıdığını ve büyük veri aracılığıyla doğru bilgilere hakim olmanın gerekliliğini ortaya koymaktadır.
Büyük Veriyle ilgili dünyadaki tüm şirketlerin; kısa zamanda verimi artıracak, maliyetleri düşürecek ve müşterilere daha iyi ulaşmayı sağlayacak şekilde bir analiz yapmaları gerekmektedir. McKinsey firması tarafından 2011’de hazırlanan rapor; büyük verinin sadece firmalar açısından değil ulusal ekonomiler üzerinde ve kamu sektöründe de önemli rol oynayacağını ortaya koymaktadır. Örneğin, Büyük Veri kullanımı sayesinde ABD'de sağlık harcamalarının yüzde 8 oranında azaltılabileceği ya da ortalama bir perakende firmasının faaliyet kar marjını yüzde 60 oranında artırabileceği tahmin edilmektedir.

6.   OTONOM ROBOTLAR

Robot, genel olarak “önceden programlanmış görevleri yerine getirebilen elektro-mekanik cihaz” olarak tanımlanmaktadır. Robotlar doğrudan bir operatörün kontrolünde çalışabildikleri gibi, bir bilgisayar programı aracılığıyla bağımsız olarak da çalışabilmektedirler.
Günümüzde robotların en büyük kullanım alanı endüstriyel üretimdir. Özellikle otomotiv endüstrisinde çok sayıda robot kullanılmaktadır.
Robot teknolojisi modern literatürde, “Robotik” veya “Mekatronik” olarak isimlendirilmektedir.
Mekatronik, “mekanik” ve “elektronik” kelimelerinin birleştirilmesinden oluşmuştur ve ilk kez  Japonya'da kullanılmıştır.
Makine, elektronik, yazılım ve kontrol mühendisliğine dayanan, çok kontrollü bir mühendislik dalıdır.
Simülasyon, “Teknik anlamda gerçek bir dünya süreci veya sisteminin işletilmesinin zaman üzerinden taklit edilmesi” olarak tanımlanmaktadır. Bu bağlamda  simülasyon,
sistem nesneleri arasında tanımlanmış ilişkileri içeren sistem veya süreçlerin bir modelidir.
Peşi sıra gelişen ilk üç sanayi devrimi boyunca fabrikalara ve iş dünyasına giren buhar, elektrik, bilişim güçlerinden sonra artık simülasyon teknolojileri de fabrikalara girmektedir.

8.   SİSTEM ENTEGRASYONU

Sistem Entegrasyonu, birden fazla sistemin bir araya getirilerek tek bir sistem olarak çalışmalarını sağlamaktadır. Sistem entegratörler bilgisayar ağları, kurumsal uygulama entegrasyonu, iş süreç yönetimi veya programlama gibi çeşitli teknikleri kullanarak ayrık sistemleri bir araya getirirler.
Sistemlerin işlevselliğini arttırabilmek için birçok alt sistemin birbiri ile entegre olması gerekmektedir.
Sistem entegrasyonu bu yüzden mevcut birçok sistemin birbirleri ile entegrasyonunu içerir. Bugünün dünyasında, sistem entegrasyonunda mühendislerinin rolü daha da önemli hale gelmektedir. Sistemler artık tasarlanırken, kendi içlerinde çalışıp diğer sistemlerle de entegre olacak şekilde geliştirilmektedir.

9.   ARTIRILMIŞ GERÇEKLİK

Artırılmış gerçeklik (Augmented Reality), gerçek dünyadaki çevrenin ve içindekilerin bilgisayar   tarafından üretilen ses, görüntü, grafik ve GPS verileriyle zenginleştirilerek meydana getirilen canlı, doğrudan veya dolaylı fiziksel görünümüdür.
Bu kavram kısaca gerçekliğin bilgisayar tarafından değiştirilmesi ve artırılmasıdır. Kullanıcı, gelişen artırılmış gerçeklik teknolojisinin de yardımıyla etrafındaki bilgi ile etkileşime girebilir. Bahsi geçen sayısal bilgi işlenmeye elverişlidir. Bulunulan çevreyle ilgili yapay bilgi ve ögeler gerçek dünyayla bağdaşabilir.

10.   BULUT BİLİŞİM SİSTEMİ

Bulut bilişim (Cloud computing)veya işlevsel anlamıyla çevrim içi bilgi dağıtımı; bilişim aygıtları arasında ortak bilgi paylaşımını sağlayan hizmetlere verilen genel isimdir. Bulut bilişim bu yönüyle bir ürün değil, hizmettir. Temel kaynaktaki yazılım ve bilgilerin paylaşımı sağlanarak, mevcut bilişim hizmetinin; bilgisayarlar ve  diğer aygıtlardan elektrik dağıtıcılarına benzer bir biçimde bilişim ağı (tipik olarak internetten) üzerinden kullanılmasıdır.
Bilgisayar kuramcıları tarafından internetin geleceğinin bulut bilişimden geçtiği iddia edilmektedir. Buna göre gelecekte, bilgisayar hard disklerinin yerine çevrim içi bulutlannkullanılacağı öngörüsü hakimdir. Bu bilişim aygıtlarında herhangi bir altyapı hazırlamadan, tamamen çevrim içi ağ vasıtasıyla işlevsel uygulamalara ulaşmak anlamına gelmektedir. Bu sektörün gelişmesiyle, özellikle bilişim teknolojisi tüketen toplumlarda birçok bilgi dağıtımı sağlayan firmanın önemli bir konuma geleceği, hatta sektördeki rekabetin hukuksal sorunlara neden olabileceği tartışılmaktadır. Çünkü tüm bilgi-işlem uygulamalarının çevrim içi altyapıya kaydırılmasına giden yol; kişisel bilgilere istenilmeyen erişimleri doğurabilme tehlikesini taşımaktadır.
Sahip olunan tüm uygulama, program ve verilerin sanal bir sunucuda yani bulutta depolanması ve internete bağlı olunduğunda herhangi bir ortamda cihazlar aracılığıyla bu bilgilere, verilere, programlara kolayca ulaşım sağlanabildiği hizmetler bütününe Bulut Bilişim veya Bulut Teknolojisi (Cloud Computing) denmektedir.
#Endüstri 4.0, #IOT, #BigData, #Cloud
Copyright 2016 © Siskon Otomasyon Reklam Ajansı İzmir